Shinoda Bolen’in “Ring of Power” kitabından ilhamla
Dünyaya masum ve savunmasız geliriz. Eğer gerçekten sevilmediğimizi, yalnızca işlevimiz, başarılarımız ya da sahip olduklarımız için değer gördüğümüzü fark edersek, güç bir amaç değil, bir zorunluluk haline gelir.
Das Rheingold’daki yüzük tam da bunun simgesidir. Uğruna savaşılır, lanetlenir ve giderek sahibini ele geçirir. Para, şöhret, iktidar, statü, bilgi, arzu ya da bağımlılık—insanı tüketen her şey bir Nibelung Yüzüğü’ne dönüşebilir. Eğer ona sahip olmak için her şeyimizi feda ediyorsak, aslında sahip olan biz değilizdir; yüzük bizi ele geçirmiştir. Ve bu noktada, laneti kaçınılmazdır.
Yüzüğü ele geçiren Alberich, mutlak güce saplanan bir zorba haline gelir. Nibelungları köleleştirir, onların emeğiyle servetini büyütür, korkuyla yönetir. Tiranların kadim arketipi budur—insanları araç olarak gören, kontrolü elden bırakmamak için her şeyi feda eden bir figür. Tarih boyunca değişmeyen, her çağda yeni bir surette karşımıza çıkan bir güç takıntısı…
Ama bu sadece mitlerin değil, gerçek hayatın da hikâyesidir. Alberich, günümüz işkoliklerini hatırlatır. Hayatı tamamen çalışmaya adamış, durup soluklanamayan, ilişkiler kuramayan, anı yaşayamayan insanları… Hep daha fazlası için didinirler ama asla tatmin olmazlar. Çalışmak hayatlarını tüketir, ama onlara gerçek bir anlam ya da mutluluk vermez. Sadece kontrol illüzyonu yaratır.
Wotan ise bambaşka bir güç arketipidir. O, göğün tanrısı, mitlerin büyük kral figürü. Stratejik, acımasız ve kendi iradesini dayatmaya kararlı… En büyük saplantısı Valhalla’dır—adını sonsuza dek yaşatacak bir güç anıtı. Ancak ona ulaşmak için asla elden çıkarmaması gereken bir şeyi, Freia’yı feda eder. Gençliği, sevgiyi ve yaşama sevincini simgeleyen Freia’yı kaybetmek, Wotan’ın düşündüğünden çok daha büyük bir bedeldir.
Bu hikâye tanıdık geliyor mu? Bugünün Wotanları—iş dünyasının devleri, siyasi liderler, güçlü figürler—adlarını gökyüzüne yükselen binalara yazdırıyor, dev projelerle ölümsüzleşmeye çalışıyorlar. Ancak yükseldikçe yalnızlaşıyor, zirvede köklerinden kopuyorlar. Güç hayali, sonunda onları kendi kurdukları kulelere hapsediyor.
Mitler, yalnızca eski masallar değil, insan doğasının aynasıdır. Güç uğruna neleri feda ettiğimizi gösterirler. Alberich sevgiyi reddettiğinde gençliğini ve masumiyetini kaybetti. Wotan, Freia’yı Valhalla için takas ettiğinde, gücün onu nasıl bir çıkmaza sürüklediğini fark etmedi. Agamemnon, filosunu Truva’ya götürebilmek için kızı Iphigenia’yı kurban verdi. Zeus, barışı korumak adına kızı Persephone’nin yeraltına kaçırılmasına göz yumdu.
Tarih boyunca tekrar eden bir tema: Güç için sevgiden vazgeçmek. Ama asıl trajedi, o gücü kazananların bir gün fark etmesi—uğruna her şeyi feda ettikleri gücün, aslında onların en büyük kaybı olduğudur. Çünkü sonunda geriye sadece, içlerinde sakladıkları, görülmekten korkan o terk edilmiş çocuk kalır.
Comments